March 18, 2022 - By. Admin
PRP Nedir?
Hastanın
vücudundan küçük bir miktar kan alındıktan sonra kanın özel bir işlem ile
plazmasının ayrıştırılarak, vücuda enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir.
Vücuttaki temel görevi kanın pıhtılaşmasını sağlamak olan trombositler,
içerdikleri büyüme faktörleri sayesinde yara iyileşmesinde önemli role
sahiptir. PRP tedavisi ile kişinin kendi kanıyla vücudundaki bazı hastalıkları
iyileştirmek ve cilt gençleştirmek mümkündür.
PRP Yöntemi ile Cilt Gençleştirme
Uygulaması Nasıl Yapılır?
Cilt
sorunları kişiden kişiye farklılık göstermekte ve birçok farklı sebepten
kaynaklanmaktadır. Yaş ilerlemesi ile beraber ciltte meydana gelen doku
zayıflamaları ve kayıpları sonucu çeşitli sarkmalar, kırışıklıklar, güneş
ışınlarının etkisiyle artan lekeler, sivilceler nedeniyle oluşan izler gibi
çeşitli değişimler meydana gelmektedir. Her yaşta genç görünümlü bir yüze sahip
olmanın ve cildi lekelerden arındırmanın en etkili ve en doğal yolu PRP yöntemi
olduğunu söyleyebiliriz. Deri altında yer alan yorulmuş dokuları ve hücreleri
yeniden canlandırmak, hastanın kendisinden alınan bir miktar kan ile mümkündür.
Uygulamanın
detaylarından bahsedecek olursak;
PRP
işlemi öncelikle hastadan alınan kan steril şartlarda özel bir tüpün içine
konulur. Santrifüje konulan tüpteki kanın içindeki maddeler 10-15 dakika içinde
ayrıştırılır. Kanın trombositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin plazma
kısmı ayrıştırılmış olur. Trombositler, yaralı dokuları onarmak için gerekli
olan büyüme faktörleri için doğal bir rezervuar görevi görür. Elde edilen
karışım enjeksiyon yöntemi ile ilgili alana uygulanır. Kanın alınmasından
itibaren işlemin tamamlanması süreci genellikle 30 dakikadır.
PRP
yöntemi ile cilt gençleştirme uygulaması çeşitli bölgelerde
gerçekleştirilebilir. Sık tercih edilen bölgeleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Ø Boyun bölgesinde
Ø El
Ø Bacak ve bacak içi kısımlarda
Ø Kol
Ø Yüz çevresinde
Ø Dekolte gibi bölgelerde bu işlem uygulanabilir.
Prp,
cildin gençleşmesini sağlamakta ve cilde eskisinden çok daha canlı, aynı
zamanda dinamik bir görünüm kazandırmaktadır. Bunun yanı sıra yüz bölgesinde
oluşmuş olan ince kırışıklıkların giderilmesinde de oldukça etkilidir. Sivilce
izleri, skar izleri ve yara izleri gibi izlerin onarılmasında da oldukça etkili
olan Prp, cildin nemliliğini de ciddi oranda arttırmaktadır.
Prp Kaç Seans Yapılabilir ?
Prp 2
hafta aralarla uygulanan 4 seans ile tamamlanır. Daha sonra 6 ayda bir tek seans
tekrarı önerilir.
Prp Sonrası Ciltte Parlaklık Ne Zaman
Görülür?
Uygulama sonrası erken dönemde ciltte sağlıklı ve parlak
bir görünüm ortaya çıkar. Ancak tedavinin kalıcı etkisi, 3-4 uygulama
sonrasında net bir şekilde görülür.
Vücuda
yabancı madde alımı yapmadan uygulanan bu yöntem sayesinde ilk seanstan son
seansa kadar gözle görülür birçok değişimi kendinizde gözlemleyebilirsiniz.
PRP Yönteminin Yan Etkileri Var Mı?
PRP
yönteminin yan etkisinin görülme olasılığı çok düşüktür. Çünkü zaten oldukça
doğal bir yöntem olduğu ve kişinin kendisine ait bir miktar kan ile uygulama
gerçekleştirildiği için herhangi bir reaksiyona sebebiyet vermez. Ama uygulama
esnasında iğnenin battığı yerlerde hafif hassasiyet ve kızarıklıklar
görülebilir. Bu durum cilt hassasiyetinden kaynaklanabilir. Bu durumlar dışında
herhangi bir yan etkiye rastlanmaz.
Daha
genç ve güzel bir cilde sahip olmak isteyenler tarafından tercih edilen bu
tedavi yöntemi öncesinde uygulama yapılacak olan bölgeye lokal anestezik
kremler sürülmekte ve bu sayede ağrı hissedilmemektedir. Ciltte bazı bölgelerde
kızarıklık ve yanma bir iki gün kadar sürebilir. Beklenen bir etki olması
nedeniyle, bu şikâyetlerle karşılaşıldığında endişe edilmemelidir. Tamamen
güvenli bir yöntem olan prp yöntemi ile gençleşme uzun yıllardır dünyanın farklı
bölgelerinde kullanılmaktadır.
Sağlıklı
ve daha genç bir görünüme sahip olmak isteyen sağlık durumu engel teşkil
etmeyen kadın, erkek herkese bu tedavi yöntemini önermekteyiz.
Peki
Prp yöntemi ile tedavi doğal bir uygulama olmasına karşın kimlere uygulanmaz;
Ø
Trombosit sayısı çok
düşük kişilerde,
Ø
Karaciğer hastalığı
olanlarda,
Ø
Enfeksiyon durumunda,
Ø
Kanı sulandırıcı ilaç
kullananlarda,
Ø
Pıhtılaşma bozukluğu
olanlarda,
Ø
Kanser hastalığı olanlarda,
Ø
Hamilelik ve emzirme
döneminde olan kişilere uygulanması sakıncalıdır.